E - posta  |   Adres Map      
  Anasayfa     Asel Diyet     Diyetisyenler     Blog     Gündem     İletişim

   Asel Blog

27
mayıs
2014
Oyun Çağı Ve Beslenme



Okul öncesi dönem çocukların beden ve ruh sağlıkları açısından önemle üzerinde durulması gereken bir çağdır. Okul öncesi çocukları beslenme konusunda da bu dönemde artık çevreyle yavaş yavaş etkileşim haline geçmeye başlarlar. Bu nedenle beslenme disiplininin oturtulması bu dönemde hem daha kolay he daha kalıcıdır.
 ERKEN (OYUN ÇAĞI/OKUL ÖNCESİ/3-5 YAŞ) ÇOCUKLUK  DÖNEMİ
Bu dönemde de anne-babalar sağlıklı gelişimin en önemli kolaylaştırıcıları olmaya devam etmektedirler. Çocukluk döneminde aileler çocuklarına düzenli uyku ve yemek alışkanlıkları kazandırma, tuvalet eğitimi verme ve duygularını yönetebilmeyi öğretmenin yollarını aramaktadırlar. Okul öncesi dönemde çocuk; gelişimin her alanında ilerlemeler gösterecektir.
                Yürüme bir yaşında aşması gereken bir basamak iken, dört yaşında keşfetmenin ve artan bağımsızlığın bir aracıdır. Çocuk bir yaşında sadece bazı ses ve mimikleri taklit ederken dört yaşında dilinin tüm karmaşık kuralları ile düşünce ve duygularını ifade etmektedir. Bir yaşında kendisini henüz yeni yeni bir birey olarak algılarken, dört yaşında kendi başına bir birey olarak aile dışında ilişkiler aramaktadır.
Erken çocukluk döneminde de çocukların sağlıklı ve düzenli bir beslenmeye gereksinimleri vardır. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki; .(Özmert E. Erken Çocukluk Gelişiminin Desteklenmesi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi. 2005; 48: 179-195)
Çocuğun her öğünde sofrada en az on dakika oturması özendirilmeli ve çocuğun kendi kendine yemesine izin verilmelidir.
Çocuklar için ayrı beslenme oturumlarından kaçınılmalı, erişkin ve çocuk beraber yemeye özendirilmelidir.
Besinlerin seçimi ve hazırlanması aşamasında da çocuğun yer alması desteklenmelidir.
 Çocuğun tabağına az miktarlarda yemek konmalı çocuk isterse tekrar verilmelidir.
 Anne-babalar yemek zamanında yoğun olarak duygularını ifade etmemeli, belirli miktar ve besinlerde ısrar etmemeli ve şikayetler üzerine ayrı yeme oturumları yapmamalıdırlar.
Okul öncesi çocukluk döneminde beslenmeye bağlı olarak obezite ve malnütrisyon sıklıkla görülmektedir.
Bir çocuğun büyümesinin normal olması onun sağlıklı olduğunun göstergesidir. Büyüme genetik faktörlerce belirlenen ancak beslenme ve enfeksiyonlar gibi çevresel etmenlerden etkilenen bir süreçtir. Büyümenin izlenmesi normalden sapmaların belirlenmesi, nedenlerin ortaya çıkarılması ve gerekli önlemlerin alınması açısından gereklidir.
Ekonomik,  psikososyal,  kültürel,  coğrafi  faktörlerin malnütrisyon  etyolojisinde  önemli  rol  oynadığı bildirilmektedir. Malnütrisyonun başlıca nedenleri; gelir azlığı, bilgi eksikliği, pişirme hataları gibi nedenlerle kalori ve besin ögelerinin yetersiz alınması, sık geçirilen enfeksiyonlar, sosyo-kültürel etmenler ile ilişkili beslenme alışkanlıkları, doğuştan ve sonradan gelen kronik hastalıklar (metabolizma hastalıkları, anatomik bozukluklar, allerjik durumlar vb.) olarak sayılabilir. Yaşa göre boy, sosyoekonomik durum, çevresel faktörler, kötü yaşam koşulları ve sık geçirilen enfeksiyonlardan etkilenebilmekte ve yaşa göre boyun kısa olması kronik malnütrisyon olarak değerlendirilmektedir. Boya  göre  ağırlık  vücut ağırlığının boya göre durumunu yansıtan bir ölçüttür ve boya göre ağırlığın düşük olması akut malnütrisyonun bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Yaşa göre ağırlık, vücut  kitlesinin  kronolojik  yaşa  göre  durumunu yansıtmakta ve çocuğun boyundan (yaşa göre boy) ve ağırlığından (boya göre ağırlık) etkilenmektedir. Bu özelliği nedeniyle akut ve kronik malnütrisyonun göstergesi olarak kabul edilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde 5 yaş altı çocukların % 33'ünün kısa, %10 unun zayıf ve %29 unun düşük kilolu olduğu bildirilmektedir .
Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA)- 2003 sonuçlarına göre beş yaş altı çocukların       % 12,2'sinin "kısa boylu, % 0,7sinin "zayıf ve  % 3,9'unun  "düşük  kilolu"  olduğu  saptanmıştır.
Malnütrisyon birçok sağlık sorununu beraberinde getiren ve ilerleyen dönemde kısır döngüye dönüşen bir durum olarak değerlendirilmelidir. Yetersiz beslenmede protein ve enerji ögelerinin az alımının yanında, iyot, demir, vitamin A gibi büyüme gelişme için önemli ve gerekli mikro besin ögelerinin yetersiz alımını da beraberinde getirebilir. Bunun sonucu olarak, öğrenme bozukluğu, guatr,  hareketlerin  azalması,  koordinasyon  ve  denge problemleri,  görme  bozuklukları  ortaya  çıkabilir.
Obezite ise; enerji alımının enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda yağ dokusunun artmasıyla ortaya çıkan sosyal, psikolojik ve ciddi tıbbi sorunlar yaratabilen önemli bir sağlık problemidir.
Yapılan birçok çalışmada çocukluk çağı obezitesinin prevalansının son yıllarda artmakta olduğu gösterilmiştir. Obezite eğilimi özellikle çocuklar ve adölesanlarda alarm verici düzeydedir. Çocukluk çağı obezitesinde ki yıllık artış giderek büyümektedir.
ABD’de, Kronik Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi (CDC) tarafından çocuklarda ve adölesanlarda obezite prevalansının NHANES (ABD-Ulusal Beslenme ve Sağlık Araştırması) çalışmasının değerlendirilmesi sonucunda 2003-2006 yıllarında 2-19 yaş grubu çocuklar ve adölesanların % 16.3’ünün obez olduğu bildirilmiştir.
Yapılan tüm çalışmalar göstermektedir ki ; zamanın ilerlemesi, teknolojinin gelişmesi, hayat şartlarının ,yiyeceğe ulaşmanın kolaylaşması ile çocukluk çağında obezite artarken , özellikle gelişmemiş ülkelerde ki besin sıkıntısından dolayı  malnutrisyonda da artış görülmektedir. ...





 


 

<< blog arşivi





Gündem
  Asel Diyet Galeri   İletişim
Diyetisyenin Sofrasında Ramazan
Bayram İçin Küçük Tüyolar
‘ KANSER RİSKİNİ %60 AZALTMAK İÇİN ’
VE BAYRAM GELİR...
‘ORUÇ SAĞLIKLI OLMAK İÇİN TUTULMALIDIR’ (Dr. MARK MATTSON)
     
  İnönü Cad. Gül apt kat:1 no:3 Daire:4
  Sahrayı cedit / Kadıköy / İSTANBUL

  M : 0545 737 18 43
  T : +90 216 302 17 00
  F : +90 216 302 17 00 
  E : bilgi@aseldiyet.com

2014 © ASEL DİYET | Tüm hakları saklıdır. Görseller ve içerikler izinsiz kullanılamaz.